ARTVİN İLİ ŞAVŞAT İLÇESİ VELİKÖY KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
Site Haritası
Üyelik Girişi
Aidat Borcu Sorgulama
velikoydernegi.com.tr
Takvim
Saat

Şavşat Tarihi

 
Şavşat Tarihi
Tarih kaynaklarına göre Şavşat civarında M.Ö.900-650 yılları arasında Urartu ve Kimer kabileleri yaşamışlardır. Bölge daha sonraları sırasıyla Saka Türklerinin, Romalıların ve Sasanilerin elinde kalmıştır.

            Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Rize İlinin Osmanlı topraklarına katıldığı zaman şimdi Batum yakınlarındaki Gönye kasabası da kendiliğinden teslim olmuştur. Sultan Selim Trabzon’a döndükten sonra Artvin Beyleri kendilerinin de korunmasını istemişlerdir. Bunun üzerine yapılan ikinci seferde Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Borçka çevreleri Osmanlı topraklarına katılmış beylerine yarı beylik verilmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’dan ayrılması üzerine Şavşat, Ardanuç, Oltu, Tortum ve Artvin yeniden Osmanlı Devletinden ayrılmışlardır. Fethedilen bölgemiz (Gürcistan Vilayeti ) adlı idari bölümü için alınmış ve Artvin, Şavşat, Ardanuç birer sancak haline getirilmiştir.

            Birinci Dünya savaşının başlaması ve Osmanlı Hükümetinin savaşa girmesini müteakiben Rus orduları 1 KASIM 1914’de sınırlarımızı geçmiştir. Mevcut ermeni düşmanlığı da tehlikeyi fazlasıyla artırdığından, Ardanuç ve Artvin halkının tamamı yolların kesilmesinden dolayı Şavşat halkının pek az bir kısmı her türlü maddi varlıklarını bırakarak Anadolu içlerine göçmeye mecbur kalmışlardır.

            Gürcülerle imzalanan anlaşmadan hemen sonra kuvvetleri ile birlikte Kars’ta bekleyen Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya talimat verildi. 22 ŞUBAT 1921 tarihinde Kars’tan hareket eden ordumuz 23 ŞUBAT günü Ardahan’a geldi, aynı kuvvetler daha sonra Sahara dağını aşarak Şavşat, Ardanuç ve Artvin ile Borçka’yı geri alarak bir daha müdahale edilmeyecek şekilde Anavatana dahil etti.

 

Şavşat İlçesi Coğrafi Özellikler

Şavşat, doğuda Ardahan il merkezi ile Hanak İlçesi, kuzeydoğuda Posof İlçesi, güney ve güney batıda Ardanuç, batıda Artvin Merkez ve Borçka İlçesi, kuzeyden de Gürcistan Devleti ile çevrilidir.

1.317 kilometrekarelik dağlık ve engebeli bir arazi üzerine yayılmış bulunan Şavşat İlçesinin dört yam yüksek dağlarla çevrilidir. 3.537 metreye yükselen Karçkal Dağları, ilçenin batı ve kuzeybatı yönünü sınırlandınr. Kuzeyde 2.250 metre yükseklikteki Sivritepe (Arsiyan) dağları ile 3.000 metreyi aşan Cin dağları bulunmaktadır. Doğuda Ardahan-Artvin sınırlannı teşkil eden Yanlızçarn dağ sinsilesinden 2.650 metre yükseklikteki Sahara Dağları, Güneyde ise 3.050 Metreyi bulan Karagöl dağları vardır.

İlçenin rakımı minimum 950 metre, maksimum ise 1800 metredir. İlçe Merkezin rakımı 1100 metredir. Türkiyenin en güzel ilçelerinden biridir. Şavşat ilçesi Akarsu bakımından zengindir. İlçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Bu göller nispeten küçük göllerdir. Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu dağa kendi adını veren Karagöl� dür. Bol miktarda alabalık bulunan gölden sulama amaçlı olarak yaralanılmaktadır. Meşeli Köyü orman içi mevkiinde Milli parklar kapsamı içerisinde bulunan ikinci bir karagöl mevcut olup piknik, mesire yeri özelliğine sahiptir. Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü isminde göller bulunmaktadır. İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur. Bunlardan Çermik-Çoraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan sıcak su kaplıcası romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

Şavşat-Artvin İlinin doğusunda, 42 derece 10 dakika ile 42 derece 30 dakika doğu meridyenleri ve 41 derece 06 dakika ile 41 derece 25 dakika kuzey paralelleri arasında bulunur. Doğuda Ardahan İli ve Hanak İlçesi, Kuzeydoğuda Posof İlçesi , Güney ve Güney batısı Artvin İlinin Ardanuç, Batısı Artvin Merkez, Batısı Borçka İlçesi ve Kuzeyden Gürcistan Devleti ile çevrilmiştir.

1317 Km karelik dağlık ve engebeli bir arazi üzerine yayılmış bulunan Şavşat İlçesinin dört yanı yüksek dağlarla çevrilmiştir. 3537 metreye yükselen Karçkal dağları, Batı ve Kuzey batı yönünü sınırlandırır. Kuzeyde 2250 metre yükseklikteki Sivritepe (Arsiyan) dağları ile 3000 mt. yi aşan cin dağları bulunmaktadır. Doğuda Ardahan , Artvin sınırlarını teşkil eden Yalnızçam silsilesinden 2650 metre yükseklikteki SAHARA dağları, Güneyde ise 3050 Metreyi bulan Karagöl dağları vardır. Şavşat Ardanuç sınırı teşkil eden Barevan sırtları 2000 metreyi bulmaktadır. Köylerin kuruluşu rakım bakımından 950 ile 1800 metre arasnda değişmektedir. İlçe Merkezin rakımı 1100 metredir.

Şavşat Ekonomisi

   Şavşat, Artvin'in diğer ilçelerinde olduğu gibi engebeli araziye sahip bir ilçedir. İlçede, tarımsal arazilerin sınırlı olması, sanayi tesislerinin bulunmaması, başlıca diğer sektörlerin de gelişmemiş olmasının sonucu olarak istihdam olanakları yetersiz kalmaktadır. Gelişime uygun potansiyeli bulunan turizm sektörünün ilçe ve il ekonomisine katkısının artırılması amaçlı çalışmalar sürdürülmektedir. İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayalıdır.


   Tarımsal üretim, ağırlıklı olarak, geleneksel aile tipi işletme yapısı şeklinde görülür. İlçe ekonomisinde önemli yeri bulunan hayvancılık, giderek azalan bir trend izlemektedir. 61 köyü bulunan ilçede, 16.037 adet büyükbaş ve 12.535 adet de küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Hayvancılık açısından son derece elverişli imkanlara sahip ilçede, hayvancılığın teşvik edilmesi amaçlı çalışmalar sürdürülmekte olup, bu kapsamda yönlendirme ve kamusal destekler sağlanmaktadır. Şavşat büyük ve küçükbaş hayvancılık yanında arıcılık açısından da son derece uygun koşullara sahiptir. Arıcılık alanında da üreticilere, kamusal imkanlar dahilinde teşvik ve yönlendirme desteği sağlanmaktadır. Başlangıcında, Çoruh havzasında uygulanan seracılık-örtü altı yetiştiriciliğinin iklim koşullarının uygunluğu ve çiftçilerden gelen talepler üzerine il genelinde yaygınlaşması ile Şavşat'ta da seracılık faaliyetlerine başlanılmıştır. 1997 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dayanışma Vakfı parasal desteği ile başlatılan seracılık faaliyetleri yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda amaçlanan yeni istihdam alanlarının yaratılması, tarımsal üretimde çeşitlilik ve verimin sağlanması hedefine ulaşılmıştır. 1317 kilometrekare yüzölçümü bulunan ilçenin tarım arazisi varlığı 175.696 dekar, sulu arazisi 54.840 dekar, kuru tarım alanı 120.856 dekar, mera alanı 364.166 dekar, orman alanı 552.565 dekar ve kültür dışı arazi de 224.573 dekardır. İlçenin tarım arazileri genellikle çayır olarak değerlendirilmektedir. İlçede yetiştirilen başlıca ürünler patates, armut, elma, ayva, erik, kiraz, kızılcık ve cevizdir. İlçede Tarım kesimi ile Esnaf kesimine kredi sağlayan Ziraat Bankası bulunmaktadır.
Şavşatta Tarım
   İlçemizde tarım geleneksel anlamda yapılmakta olup kayda değer ticari anlamda üretim yoktur. Ticari anlamda üretimin yapılabilmesi için çalışmalara devam edilmektedir. Üretilen ürünler aile tüketiminin yanı sıra mahalli pazarda ve yazın ilçeye gelen yazlıkçılara satılarak değerlendirilmektedir. Tarımsal üretimde, tamamen insan gücüne dayalı üretim modeli söz konusudur. Ancak uygulanan teşvikler sayesinde makineli tarım yapılabilecek 20 kadar köyde makine alımları başlamıştır. İnsan gücüne dayalı üretimin yapıldığı ilçemizde, son zamanlarda bitkisel üretimde özellikle yem bitkisi ekilişlerinde makineli tarıma geçiş sağlanmıştır.
İlçemizde tarımsal işletmeler küçük aile işletmelerinden oluşmaktadır. Ancak uygulanan teşvikler ile köylerde işlenmeyen arazileri işleyen guruplar ortaya çıkmıştır.Gübre tüketimi tamamen çiftlik gübresi olup ticari gübre tüketimi yok denecek kadar azdır. İlçemizde hayvancılık önemli ölçüde yapılmakta olup yıllık ortalama 10.000 Büyükbaş Hayvan Çevre İl ve İlçelere pazarlanmaktadır.
Ekonomik Yapı

   Şavşat, Artvin’in diğer ilçelerinde olduğu gibi engebeli araziye sahip bir ilçedir. İlçede, tarımsal arazilerin sınırlı olması, sanayi tesislerinin bulunmaması, başlıca diğer sektörlerin de gelişmemiş olmasının sonucu olarak istihdam olanakları yetersiz kalmaktadır. Gelişime uygun potansiyeli bulunan turizm sektörünün ilçe ve il ekonomisine katkısının artırılması amaçlı çalışmalar sürdürülmektedir. İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayalıdır. Tarımsal üretim, ağırlıklı olarak, geleneksel aile tipi işletme yapısı şeklinde görülür. İlçe ekonomisinde önemli yeri bulunan hayvancılık, giderek azalan bir trend izlemektedir. 61 köyü bulunan ilçede, 16.037 adet büyükbaş ve 12.535 adet de küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Hayvancılık açısından son derece elverişli imkanlara sahip ilçede, hayvancılığın teşvik edilmesi amaçlı çalışmalar sürdürülmekte olup, bu kapsamda yönlendirme ve kamusal destekler sağlanmaktadır. Şavşat büyük ve küçükbaş hayvancılık yanında arıcılık açısından da son derece uygun koşullara sahiptir. Arıcılık alanında da üreticilere, kamusal imkanlar dahilinde teşvik ve yönlendirme desteği sağlanmaktadır. Başlangıcında, Çoruh havzasında uygulanan seracılık-örtü altı yetiştiriciliğinin iklim koşullarının uygunluğu ve çiftçilerden gelen talepler üzerine il genelinde yaygınlaşması ile Şavşat’ta da seracılık faaliyetlerine başlanılmıştır. 1997 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dayanışma Vakfı parasal desteği ile başlatılan seracılık faaliyetleri yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda amaçlanan yeni istihdam alanlarının yaratılması, tarımsal üretimde çeşitlilik ve verimin sağlanması hedefine ulaşılmıştır. 1317 kilometrekare yüzölçümü bulunan ilçenin tarım arazisi varlığı 175.696 dekar, sulu arazisi 54.840 dekar, kuru tarım alanı 120.856 dekar, mera alanı 364.166 dekar, orman alanı 552.565 dekar ve kültür dışı arazi de 224.573 dekardır. İlçenin tarım arazileri genellikle çayır olarak değerlendirilmektedir. İlçede yetiştirilen başlıca ürünler patates, armut, elma, ayva, erik, kiraz, kızılcık ve cevizdir. İlçede Tarım kesimi ile Esnaf kesimine kredi sağlayan Ziraat Bankası bulunmaktadır.

Tarihi Yerler

Şavşat İlçesindeki Tarihi, Turistik ve Doğal Yerler ve Yapılar
          Artvin,başta ahşap işleri olmak üzere,taş mimarinin,el sanatlarının ileri örneklerinin üretildiği, yöresel müzik ve danslarının herkesçe beğenildiği, mutfak kültürü zengin olan bir yöremizdir.

          Bölgenin tarih öncesi yaşayışı henüz tam olarak araştırılmış olmamakla beraber, eski yerleşme yerlerindeki kalıntılardan, mezarlardan,çeşitli nedenlerle yapılan kazılarda çıkan tarihi eşyalardan, madenlerin işletildiği ve çok eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır.

1930 yılında Artvin'de ve Şavşat'ın Meşeli Köyünde, bulunan bakır baltaların M.Ö. 4000 – 3000, tunç olanların ise M.Ö. 3000 – 2000 yıllarına ait Hurriler çağından kalma eserler olduğu uzmanlarca saptanmıştır.
Tarihi Yapılar :
Şavşat (Satlel) Kalesi: Şavşat İlçesi, Söğütlü Mahallesinde bulunur.Plan tipi açısından Bagratlı dönemi kalelerine benzemektedir.İçinde sarnıç ve şapel kalıntıları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde de kullanılan kalenin surların bir kısmı ayaktadır.
Diğer kalelerin bazıları şunlardır:, Şavşat ilçesine bağlı Çağlayan, Eskikale, Hanlı, Kireçli, Parip ve Sebzeli Kaleleri
1-Şavşat Kalesi  (Söğütlü Köyü'nde)
2-Bilbilan Kalesi  (Hanlı Köyü'nde)
3-Dutlu Kalesi  (Dutlu Köyü'nde)
4-Parih Kalesi  (Balıklı Köyü'nde)
5-Tukharis Kalesi  (Kayadibi Köyü'nde )
6-Ustamis Kalesi  (Eskikale Köyü'nde)
Zor Mustafa Bey Camii: Şavşat ilçesine bağlı Köprülü Köyünde bulununur.Mimari açıdan sade, minaresi bulunmayan bir yapıdır,yapı kendi istekleri ile İslamiyet'i kabul eden Hıristiyan Atabeklerinden Zortana tarafından tahminen XVI. Yüzyılda yaptırılmıştır.
Şavşat'a bağlı Kireçli ve Çağlayan,Cevizli, Kocabey, Camileri de tarihi camilerdendir.
     Şavşat da dahil olmak üzere Artvin'in genelinde manastır ve kiliseler yaygın olarak dağılmıştır.Hemen hepsi eğitim amaçlı ve anıtsal nitelikli inşa edilmiş yapılar bulanmaktadır. Çeşitli yapı topluluklarından oluşan, günümüze ulaşan eserlerin bazıları şunlardır:
Cevizli (Tibet) Kilisesi:
Şavşat İlçesi Cevizli Köyündedir.Bu yapı IX. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bölgenin İslamlaşması ile bir süre cami olarak kullanılan yapı 1889 yılı itibariyle kull. Günümüze sadece kilisenin cephe duvarları ulaşmıştır.
Pırnallı (Porta) Manastır Kilisesi: Artvin Pırnallı Köyünde bulunan kilise Kral I. Aşot'un torunu Prens Khaouli tarafından 896-918 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bir çan kulesi, bir şapel ve bir çeşmeden oluşmaktadır. Manastırın yerleşim planına bakıldığında Tao Klarjheti bölgesinin o dönemlerdeki en önemli kültür ve dini merkezi olduğu anlaşılmaktadır.
Akarsular ve Göller :
   İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur. Bunlardan Çermik-Çoraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan sıcak su kaplıcası romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.
   Akarsu bakımından zengin olan ilçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu dağa kendi adını veren Karagöldür.
Meşeli Köyü orman içi mevkiinde Milli parklar kapsamı içerisinde bulunan ikinci bir karagöl mevcut olup piknik, mesire yeri özelliğine sahiptir. Şavşat ilçe merkezine 25 km uzaklıkta olup Karagöl Sahara Milli Parkı sınırları içindedir. Göl çevresi ladin ve çamların meydana getirdiği yoğun ormanlarla kaplıdır. Bu doğal öğelerin ördüğü Karagöl ve çevresi eşsiz bir doğal güzelliğe sahiptir. Kamp ve karavan turizmi için yöredeki en uygun yerlerdendir.
   Bunların dışında Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü,Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü isminde göller bulunmaktadır.

Kültürel Yapı

Düğün Törenleri

Düğün ve evlenme törenlerinde özellik gösteren başlıca konular; elçilik (kız isteme), bohça hazırlama, koç parası yerine (damat tarafınca gençlere yemek ziyafeti verilmesi), geline fincan veya tahta kaşık kırdırma, evin giriş kapısına geline hamur sürdürmek, gelin tarafından pirinç ve buğday taneleri saçılması gibi gelenek ve görenekler, özellikle kırsal yaşam tarzının hakim olduğu yerlerde görülür.
NİŞAN

Nişan kapalı ve açık olmak üzere iki şekilde yapılabilir.Kapalı nişan; sadece iki aile arasında yapılır ve çevreye duyurulmaz.
Kapalı nişan olayında nişanlanan gençler düğün gününe kadar görüştürülmezler.Açık nişan ise eş, dost ve akrabalara duyurularak yapılır.Gençlerin görüşmelerine izin verilir. Oğlanın ve kızın düğün gününe kadar birbirlerinin evine gelip gitmelerine izin verilir.
İki tarafın belirlediği bir günde oğlan tarafı nişanı (nişan içerisinde yüzük,küpe,saat,tatlı, belilenen diğer takılarda ilave edilir) getirir.
Nişan gecesi yakın komşular eve çağrılır, gelen misafirlere akşam yemeği verildikten sonra getirilen nişan misafirlere gösterildikten sonra yüzüğü kıza bir yakını tarafından takıldıktan sonra ,''gözünüz aydın,nişanınız kabul olundu'' diyerek müjdeyi verir.Verdiği müjde üzerine bahşişini alır.
Kız ve oğlan tarafı birbirleriyle tokalaşarak hayırlı uğurlu olsun dileklerini birbirlerine iletirler.Bu birliktelik bişi , lokum yenerek, şerbet içilerek kutlanır.
Gelin elçiler tarafından odaya gelmesi istenir.Gelin oadaya yüzü VALA ile kapalı olarak girer.Yarısı sağ elinin içinde, diğer yarısı üstünde olan bir mendille elçileri selamlar ve ellerini önde bağlar.Buna halk dilinde GELİN GÖRME denir.Elçilerden biri gelinin yüzünü açar.
Valasına altın ve para takar.Gelinde bu kişinin elinmi öper.Verilen izinle gelin geri yürüyerek kapıdan çıkar gider.Bir süre sonra miafirlere kahve ikram edilerek bahşiş alınır.
Verilen bahşişin karşılığında itina ile dokunmuş yün çoraplar misafirlere ikram edilirek nişan merasimi sona erer..
Düğün
Düğün gününün kararlaştırılması ile birlikte taraflar birbirlerinden bir takım şeyler isterler. Kız tarafı oğlan tarafına yakın akrabalarına hediyelerin alınması için bir liste verir.İstenenler hemen hemen tamamıyla alınmaya çalışılır.Kız tarafıda oğlan tarafına bohça hazırlar.
Kına gecesi kızın kendi evinde kaldığı son gece yapılır.Makar akşamdan gelin evine gider.Yemekler yenilir,oğlan evinden gelen makar kendilerine gözü açık dedirtmek için şaka ile sofradan kaşık,çatal,tabak gibi şeyleri çalarlar.Kız tarafı bu hırsızlığı sezinlemişse giderken çalınan eşyayı geri isterler.Eğer geri alınmazsa karşılıklı olarak kız tarafı da oğlan evinden bu tür eşyalar çalar.
Yemekten sonra sadece kadınlar bir topluluk oluşturur.Genç bir kız başında bir tepsi ile topluluğa doğru yürür.Tepsinin içinde renk renk mumlar yanmaktadır.Arkasından kız ve oğlan yengelerinin arasında gelin gelir ve yerine oturur.
Kızlar ellerinde mumlarla oğlan yengesinden nişan ekmeği isterler.Ekmeği aldıktan sonra gelinin başına bir mendil açıp,orada ekmeği kesip dağıtırlar.Bir parçası çiftlerin gerdek gecesi yemesi için ayrılır.Aynı zamanda oğlan yengesinden sıgara istenir.Yemekten sonra sıgara içerler. Kızlar kınayı ve kına malzemesini yengeden isterler.Kına ezilip gelinin eline yakılınca türküler söylenir :
Bu gece kına gecesi
Mumlar yanacak gecesi
Çağırın kız anasını
Saysın saysın da ağlasın
Gelinin elindeki taze kına bir mendil ile silinir.Bu mendili gelin ölünceye kadar koynunda saklar.
Düğün köyde ev,bahçede veya harmanda yapılabilir.Davet edilen aileler düğün gününden önce gönüllerinden kopan yiyeyecek malzemelerini düğün evine getirirler.(un,yağ,pirinç v.b.)Buna halk dilinde düğün Harcı denir.
Hem oğlan hem de kız tarafında yemekler yapılır. Bunun için özellikle oğlan tarafı yörede tanınmış ahçı tutar. Ahçı yanında yardımcılarını getirir. .Tedarik edilen bütün malzemeler ahçı ve yardımcılarına teslim eder. Ahçı ve yardımcıları kavurma, lahana ve yaprak sarması, köfte ve mevsimine göre yemekler yaparlar.
Bu arada köyün genç kızları da ahçının denetiminde baklava açarlar. Yemek hazırlanırken ev sahipleri de komşulardan tabak ve kaşık toplar, komşulara un dağıtarak ekmek pişirmelerini isterler. Düğün sabahı erkek tarafı (MAKAR), damadın yengesi ve düğün sorumlusu (SAĞDUCİ) ile birlikte kız almaya kız evine giderler.(Günümüzde damatta beraber götürülür)Kız evine gidiş davul ve zurna eşliğinde yapılır.Kız evine varınca erkeler ayrı, kadınlar ayrı odalara alınır.Verilebilecek bahşişin miktarı kararlaştırılır
Kadınların bulunduğu odada gelin yengeleri tarafından hazırlanır..Makardan toplanan bahşiş sayılarak yüksek sesle duyurulur.Bahşiş kusuratlıysa ,parayı sayan kişi tarafından üstü tamamlanır.Bu arada makara bir çift çorap hediye edilir.
Kız tarafında kızlar, oğlan yengesinden “yengacan” türküsü eşliğinde bir takım yiyecekler isterler. Bu yiyecekler içinde özellikle ketenin olması şarttır.
Yenge yenge hoş gelmiş
Can can yengecan
Bize neler getirmiş
Can can yengecan
Yenge getir keteyi
Can can yengecan
Kabul etmez hatayı
Can can yengecan
Yenge gelmiş hoş gelmiş
Can can yengecan
Bakır taşı boş gelmiş
Can can yengecan
Gelin odadan çıkarılırken bir yakını tarafından kapı tututlarak bahşiş istenir.Gelin kız ve oğlantarafının yengeleri arasında yola çıkarılır.
Bu esnada Davul ve zurnacılar GELİN AĞLATMA havasını çalarlar.Ata bindirilen (günümüzde münibüs taksi kullanılmakta)gelin makar eşliğinde oğlan tarafının evine doğru yol almaya başlar.
Yolda makar mola vererek yengeden yenge ketesi ister.Yol boyunca düğün alayının önüne çeper,ip çekilir veya pehlivanlar çıkar.Yolun açılması için sağduci gerekli bahşisi verir.
Oğlan evine yaklaşıldığında ,önceden aşçı ile sağdıç arasında belirlenen parola gençlere söylenir.Parolayı damat evine yetiştirmek için atlı koşu yapılır.
Eve ilk varan kişi parolayı doğru söylediğinde önceden hazırlanan bir adet tavuk budunu alır.Birinci gelen (PAPAĞA)atın boynuna iyi cins kumaş bağlanır.Buna köy dilinde NAMER denir.
Düğün konvoyu damat evine gelince sağduci ve damat balkon veya bacaya çıkacağı için önceden düğün konvoyundan gizlice kaçarlar.Kaçma esnasında yakalanırlarsa,yakalayanlara bahşiş vermek zorundadırlar.
Gelin ve makar damadın evinin kapısına gelince damatla şağdıç balkon veya çatıya çıkarak bohça içerisindeki çerez,bozuk para veya kağıtlı şekeri düğün alayının üzerine serperler.
Yemek zamanı geldiğinde, yemeğin gecikmesi veya yemekle ilgili aksamalarda hep bir ağızdan MOLLA YEMEK GELSİN MEYDANA,MOLLA ACEP GELECEKMİDİR, GÖZÜM GÖRECEKMİDİR,KARNIM DOYACAKMIDIR şeklinde yüksek sesle söylenilir.
Yemekten sonra davul zurna eşliğinde oyunlar oynanır.Çeşitli eğlenceler yapılır.Akşam olur.
Kız tarafından gelen makarlar köyde köylüler tarafından misafir edilir.
Damatla gelin'e gerdek odası özenle süslenir,yataklar serilir,leğen-güğüm su ve namazlık gibi ihtiyaç maddeleri önceden hazırlanır.
İmam nikahı AHT yapılarak çift gerdek odasına girer.Damat gelinin kapalı olan yüzünü açar.Geline bahşiş verir.Her ikiside ikişer rekat namaz kılar.Gelini konuştırmak için damat yine geline bahşiş verir.
Sabah olduğunda çalgıcılar davul ve zurna eşliğinde çiftleri uyandırır bahşişlerini alırlar.Kuşluk zamanı makarın toplanması için davul ve zurnacılar ,davul zurna çalarak kapıları gezerek bahşiş toplarlar.
Bir süre sonra makar da düğün evinde bir araya gelir.Toplanan makara bişi eşliğinde kahvaltı verilir.Kahvaltıdan sonra tekrar eğlence başlar.Bir süre sonra kadınların ileleri gelenlerinden birisi gelininin yüzünü görelim ki dağılalım diye söyler.
Bunun üzerine oğlan yengesi sağdıcıya gelinin yüzünü açması için haber gönderir.Sağdıcı kapının önüne gelir ayağıma diken bitti kanıyor ev pislenir diye içeri giremiyorum der.Oğlan yengesi alsın şu parayı ayağına baktırsın hemen iyileşir diyerek bahşiş yollar.Parayı alan sağducinin ayağı hemen iyileşir.Gelinin bulunduğu odaya varır.Yanında getirdiği bıçağı eline alırak.Gelinin yanına gelir.Bıçakla gelinin valasının ucundan tutar.Yukarıya doğru acık valayı aralar.vala çok ağır gelinin yüzü açılmıyor der.Yanga açılır diye karşılık verir.Sağdıç tekrar dener açılmıyor diye cevap verir.Yenge yine bahşiş verir.Sağdıç valanın yükü hafiflemiş diyerek valayı açmaya başlayarak kaynanaya sorar.Gelinin ayağını mı keseyim çok gezen olmasın yoksa dilinimi keseyim çok söylüyen olmasın kaynanada her ikisinide kes diye cevaplar.Olay üç kez tekrarlanır.Sağdıç valayı bıçakla valayı gelinin başına koyarak gelinin yüzü açılmış olur.
Yüzü açılan gelin milleti selamlayarak geri çekilirek kapınaın yanında durur.Misafirler sırayla gelinle tokalaşıp bahşiş takarlar.(Temenna)Bahşişini takan gelinin bulunduğu odadan çıkarak dışarıda bekler.Makar bir araya toplanınca aile bireyleride yanlarına gelerek teşekür ederek uğurlarlar düğün sona erer.
Düğünden birkaç hafta sonra,kız evine “ayak dönümüne”gidilir.
Eğlenceler
   Harfanalar: Artvin ve çevresinde uzun kış gecelerinde yapılan latifeli, eğlenceli, türkülü eğlencelerdir. Daha çok kış günlerinde, mutlu bir olaydan sonra, mahalleye ya da köye samimi bir misafir geldiği zaman veya bunlara benzer bir durumda daha çok gençler anlaşarak birinin evinde toplanırlar. Ya evlerinden getirmek suretiyle ya da topluca bir yerden alıp masrafını böl üşme k suretiyle yiyecek maddeleri sağlarlar. Bazen kebap, döner yapmak, üzere koyun" da alabilirler.
   Toplantı evinde kendileri keser, yapar, pişirir ve servis yaparlar. Birlikte yer, içer ve bol bol eğlenirler. Şarkılar, türküler, fıkralar söylenir, anılar anlatılır, güncel konular tartışılır, varsa müzik çalınır, oyunlar oynanır, taklitler yapılır. Böylece çok samimi ve coşkulu eğlenceler sürer gider.
  Artvin de zurna olarak orta kaba Zurna kullanılır.
Davul orta boy davuldur.
Tulum: Bu yörede çalınan tulum Doğu Karadeniz in kıyı kesiminde çalınan tulumun sesini tutmaz. Onlar genellikle ince sesli hemen hemen kemençe ayarında tulum çalarlar. Artvin ve iç bölgelerdeki daha kaba seslidir. Sesi bir hayli gürdür. Karadeniz tulumunda, bilhassa Hemşin 'liler çaldıkları tulumda tonu veren Daden denilen kısımlar beşer deliklidir.
Artvin içinde ve çevrede Öküz bonuzu ses tonunu gür ve toplu vermesi için havın ucuna takılır. Üflenen kısma sübap takılmadığı için tamamen nefes gücüne dayanır. Yusufeli ilçesi ve köyleri bu çalgıyı devamlı kullanmaktadır. TULUM KESİNLİKLE YANINDA BAŞKA BİR MÜZİK ALETİ KABUL ETMEZ BAŞLI BAŞINA BİR ÇALGIDIR.

Akordeon: Yörenin ana çalgılarından olması mümkün değildir. Ruslardan etkilenerek kullanılmıştır. Bütün bunlardan başka son zamanlarda ney, klarnet, de çalınmaya başlanmıştır.
Horonun kökeni ve kelime anlamı :
Türkler, tarihin akışı içinde Orta Asya'dan batı dünyasında doğru akarken, hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun göç dalgaları ve tutulan yeni ''yurtluklar-vatan''da karşılaşılan değişik ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır. 1071 öncesi ve sonrasında Anadolu'ya akmaya başlayan Türk-*Budun-Boy ve Oymakları çok kısa bir zaman diliminde Anadolu'yu Türkleştirip, İslamlaştırırlar. Yalnız Türkler, Anadolu'nun ötesindeki Türk ellerinde İslamiyet'i her ne kadar benimsememişlerse de eski ''Gök dinleri'' ya da ''şamanist'' inanımlarının kalıntılarını çağımıza dek yaşatabilmişlerdir. Bugün Anadolu'nun kırsal ve dağlık kesimlerinde, Orta Asya'nın kültürel özelliklerini şamanist inanımlarını görmek mümkündür.
Oğuz Türkleri 12. yy'dan itibaren sürekli ve yoğun bir şekilde Karadeniz yöresini yurt tutmaya başlarlar. 200 yıl içerisinde bu olgu tamamlanır, tüm Karadeniz yörelerini fetheden ve Türkleştiren Oğuz Türklerinden olan ''ÇEPNİLER''ir. Çepniler, bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı yönünde fethederken Anadolu'nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve oymakları Erzincan, Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100.000 Çepni Türk'ün Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini, yine Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'da, Şehzadeliği sırasında İran'da Şah İsmail'in kılıcından kaçan Akkoyunlu Türkleri'ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Yöreye yapılan bu tarihi göç Doğu Karadeniz'in kısa bir zaman içinde Türkleşmesini sağlar.
Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli, sarp, dik ve dağlıktır. Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan, sürekli dalgalı ve hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde mücadele veren insanların tipik, yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da böylece oluşur.
Romanya'da düğünlerde oynanan halk danslarına ''Gagauz Türkleri ''nce ''horon" denilmektedir. Yine eski bir Bulgar ve Peçenek Türklerinde varolması dikkate şayandır. Öte yandan Erzincan, Malatya, Siirt ve Afyon'da birer yerin adı ''Horon''dur.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret125341
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74305.7660
Euro6.33076.3561
Hava Durumu